İşaretli yazıyı okutmak için tıklayın. Günaydınmilas.com GSpeech
MILAS
marketlerlogo2.png

twt-btn.pngfb-btn.png

icsayfa-statik-ustler-1.gif

anasayfadikeysagust-2.gif

 

videoana_246a7.png

giydirme1.gif

 

giydirmealt.gif

giydirmealt-2.gif

 
 
 
 
 
 

paylas2_0ca43.png
 
Duyarlılığını Göster Haberi Sen de Paylaş

Orman yangınlarını terör örgütü üstlendi!

(31 Duygu)
(29 Duygu)
(30 Duygu)
(35 Duygu)
(26 Duygu)
(27 Duygu)
(26 Duygu)
 

özgür1.jpg

29 Haziran'da Datça Palamutbükü.. 10 Temmuz'da Dalaman Karaağaç'da.. 11 Temmuz'da Milas Kıyıkışlacık'ta.. 11 Temmuz'da Fethiye Karaçulha'da. 12 Temmuz'da Fethiye Aksazlar Koyu'nda... 12 Temmuz'da Bodrum Mandıra Tepesi'nde.. Dalaman-Göcek yangını da neredeyse bir hafta sürdü. Bilanço ağır... Herkes kafasına göre yanan alan miktarı söylüyor. “Ne kadar zarar var?” diye soranlar oluyor. Çok ciddi can ve mal kaybı var... Zararı hesaplamak mümkün mü? Dalaman'da yangının 3-4 günde yuttuğu alan, yangının çıktığı gün en az 50 yılda oluşmuş bir doğal tabiat alanıydı... Buraya nasıl bir “değer” biçilebilir?

Muğla Orman Bölge Müdürlüğü bugün yarın bir genel değerlendirme yapar. Hem böylelikle bilgi kirliliği ortadan kalkar... Buarada Muğla orman teşkilatına, yangın savaşçılarına minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.

Şükürler olsun hafta sonu “of” geçti... İnşallah bu hafta da öyle geçer...

xx          xx          xx

Dalaman'da ve diğer yerlerde çıkan yangınlarla ilgili sosyal medyada özellikle yangınların çıkış nedenleri ile ilgili süpekülasyonlar yapıldı. Ortaya ciddi iddialar atıldı. Kafalar karıştı...

Toplumda, daha çok Güvercinlik Pina Yarımadası'ndan kaynaklı olarak “orman yangınlarının yeni turistik tesis yapımı için çıkarıldığına” dair algı, önyargı ve bir kaygı oluştu.

Yangın ile rant birlikte anılır oldu.

Çocukluğumda “Köylüler tarla açmak için ormanı yaktılar” denilirdi. Ki “anız yakma” sonucu yangınlar çıkarken, denize nazır tesis yapımı içinde ormanın ateşe verildiği de çok olmuştur. Ancak yangınların yine “insan eliyle” ama kasıt sonucu değil, daha çok “ihmal” sonucu çıktığı da bir gerçektir.

Bir iki “anız yakma sonucu” yorumu yapanlar olmakla birlikte akıllara “sabotaj” getirenlerde çıktı. Rivayet muhtelif oldu... Birinin hala çıkıp, “Ormanları, bizi kıskanan Yunan yaktı” dememiş olması da şaşırtıcı...

xx          xx          xx

Nitekim geçtiğimiz günlerde İstanbul-Aydos ve geçen hafta Muğla’da çıkan yangınları PKK’nın çıkardığı iddia edildi.

PKK’ya yakın Nuçe Civan sitesinde yer alan habere göre, orman yangınını PKK’ya bağlı Halkların Birleşik İntikam Milisleri (HBİM) adında bir gençlik yapılanması üstlendi.

Haberde, “Ormanlık alanda yapılan sabotaj eylemini Halkların Birleşik İntikam Milisleri (HBİM) üstlendi. İstanbul Kartal Aydos’da başlayan orman yangını uzun uğraşlar sonucu kontrol altına alınırken, Muğla’nın Dalaman ve Milas ilçeleri arasında başlayan yangın ise halen devam ediyor” ifadeleri kullanıldı.

HBİM, yaptığı yazılı açıklama ile her iki kentteki yangınları “sabotaj eylemleri” olarak üstlenirken, “Kürdistan’daki işgal saldırıları ve doğa katliamlarının hesabı misliyle sorulacaktır” açıklamasını yaptı.

Öte yandan daha önce Datça Palamutbükü orman yangınını da “sabotaj” olarak terör örgütü PKK'nın üstlendiği öğrenilirken, İstanbul Valiliği, Aydos'taki orman yangınının, 2 çocuğun arazide buldukları çakmağı denemek üzere kağıt yakmaları sonucu çıktığını açıkladı.

xx          xx          xx

En son Odatv'de yeralan bu haberi çok da ciddiye almamamız gerektiğine inanıyorum. Haberde “Muğla’nın Dalaman ve Milas ilçeleri arasında başlayan yangın..” deniliyor. İnsan ateşe verdiği yeri bilmez mi? Haberde kullanılan fotoğrafta 12 Temmuz tarihli Sabah Gazetesi'nde kullanılan fotoğraf...

Anlaşılan terör örgütünün bu yeni gençlik yapılanması bu yangınları sahiplenerek, kendini tanıtmak, sempazitanlarını acite etmek, propagandada bulunmak ve sezon ortasında turizmi sekteye uğratmak amacında...

Üstelik bu haber biraz da provakasyon kokuyor... Kürt hemşerilerimize karşı düşmanca tavır sergilenmesi istenmiş olabilir. Oyuna gelmemek lazım.

Ki İstanbul Valiliği Aydos'taki orman yangınının, 2 çocuğun yaramazlığından kaynaklandığını belirlerken, Datça Palamutbükü yangınının da GSM telefon şirketlerine ait baz istasyonu enerji hatlarında kablo kopması sonucu çıktığı kesinlik kazandı.

O nedenle terör örgütünün propaganda amaçlı haberinin ciddiye alınacak bir yanı görünmüyor...

Bu konuda elbette emniyetin, jandarmanın açıklaması olabilir. Ancak Muğla Orman Bölge Müdürlüğü'nün yangınların çıkış nedenleri ile ilgili bir açıklamada bulunmasında da çok yarar var...

xx          xx          xx

Geçen hafta en çok tartışılan konu ise bir seferde 10 ton su atan THK uçakları varken, bir seferde 1.5 ton su atabilen ve en önemlisi gece görüşü olmadığı gibi, pervanesi ile yangının yayılmasına katkıda yapan helikopterlerin ısrarla tercih edilmiş olması oldu. Bu konuda ürkütücü iddialar ortaya atıldı...

THK Genel Başkanı A. Bertan Nogaylaroğlu’nun talimatıyla Ankara Türkkuşu tesislerinde ve İzmir’de konuşlu 2 adet CL-215 uçağı yangına müdahale etmek üzere Dalaman yangınının ikinci günü sabah erken saatlerde hazır hale getirilmiş ve motorlar çalıştırılarak yetkililere hazır olunduğu bildirilmiş. Ancak orman teşkilatı yangının kontrol altına alındığını belirtmiş ve THK yeniden normal durumuna dönmüş.

İnsanın aklına kötü kötü şeyler geliyor. Ki Cumhuriyet yazarı Tuncay Mollavesioğlu, “Ne kadar yanarsa o kadar öderiz!” başlıklı yazısında, “Bu kadar sık neden yanıyoruz? sorusuna yanıt ararken bir detay dikkatimi çekti.” diyor ve şu ifadelerde bulunuyor:

.. Ancak AKP iktidarı ihaleyi THK’ye vermemiş. Bir başka özel şirkete vermiş. Yapılan anlaşmaya göre şirket, .. yangına müdahale sırasında, uçuş başına saatlik ücret yazıyor, yıllık olarak şirkete yangın çıksa da çıkmasa da bir garanti ödeme vaat ediliyor. Yani bunun anlamı; ne kadar çok yangın olur ve helikopterler ne kadar çok uçuş yaparsa şirket o kadar para kazanıyor... Bu anlaşma size de garip gelmiyor mu? 'İhaleyi alan şirket çok para kazanmak için yangın duasına çıkar demiyorum.' Anlaşmanın şartları gereği bu sorunun insanın aklında asılı kaldığını söylüyorum.

xx          xx          xx

Bu konuyu CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin hemen TBMM'ne soru önergesi ile taşımakla birlikte, ardından yangın alanında, sahada inceleme yapan tek milletvekili Burak Erbay'da “hukukçu titizliğiyle” daha kapsamlı bir soru önergesi verdi.

İYİ Parti Milletvekili Metin Ergun'da bir soru önergesi vermiş bulunuyor. Muğla Milletvekillerinin birlikte hareket etmemeleri neyse de aynı partinin milletvekillerinin dayanışma içinde olmamaları anlaşılır değil, ama Milletvekili Erbay'ın önergesinde yeralan 10 soru çok önemli. Birkaçı ise şöyle:

Yangının daha geniş alana yayılmasına neden olmalarından dolayı yangın söndürme helikopterlerinin suyu yüksek irtifadan bıraktığı ve bu nedenle yangının söndürülmesinde etkisiz olduğu doğru mudur? Türk Hava Kurumu bünyesinde yüksek donanıma sahip, 6 ton suyu 12 saniyede göl veya denizden çekebilen amfibi yangın söndürme uçakları varken bu uçaklar yerine neden kiralama yapılarak helikopter kullanılmıştır? Bakanlığınız tarafından yapılan ve Türk Hava Kurumu’nun katıldığı amfibi uçak ihalesi iptal edilmiş midir, bu ihale ile mükerrer şekilde helikopter kiralama ihalesi açılmış mıdır? Bakanlığınız envanterinde gece görüşüne sahip uçak ve helikopter bulunmakta mıdır, eğer bulunmamaktaysa bu özelliklere sahip uçak ve helikopter alınması planlanmakta mıdır?

xx          xx          xx

Kamuoyu bu soruların yanıtlarını merak edip, iddialara göre helikopterlere sahip olan şirketin para kazanabilmesi için adeta yangının hemen sönmemesi ve sık sık yangın çıkması gerekiyormuş gibi bir algının şaşkınlığını yaşarken, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) da “Yeter söz doğanın” başlıklı bir bildiri yayınladı.

Yangınlarla ilgili “Bu felaket, ülkemizde yaşadığımız, aslında insan odaklı 'doğal' felaketlerden yalnızca bir tanesi. Ne yazık ki, bu tür felaketlerin yaşanma sıklığı son yıllarda büyük bir hızla artmaktadır. Muğla Çevre Platformu olarak kamuoyunun dikkatini tüm dünyanın ortak sorunu olan iklim değişikliğine ve bunda sorumluluğu olan hükumet politikalarına çekmek istiyoruz. Bu felaketlerle baş edebilmek için varoluş nedenimiz olan doğaya hunharca saldıran politikaların derhal değiştirilmesi gerektiği artık doğanın dayattığı bir gerçekliğe dönüşmüştür.” ifadelerine yer verildi.

Koruma kullanma dengesi” denilerek Doğa Koruma Alanlarının kontrolsuzca kullanıma açılmasına karşı çıkılan bildiride, görüş ve öneriler paylaşılırken şöyle denildi:

Mutlaka gece görüş donanımı olan yangın söndürme uçak ve helikopterleri alınmalıdır. Hükümetin orman, kıyı ve doğal sit alanlarını sermaye aracı olarak görmesi, torba yasa adı altında sürekli bu doğrultuda yasal düzenlemeler yapması sonucunda doğa koruma alanları hızla tahrip edilmekte, kasti orman yangınları ve kaçak yapılaşma artmaktadır. Doğayı tahrip eden yasal düzenlemelerden derhal vaz geçilmeli; orman, tarım, mera ve kıyı alanlarının maden, inşaat, enerji ve turizm yatırımcılarına peşkeş çekilmesine son verilmelidir. Doğal Sit Alanlarının koruma derecelerinin düşürülmesinden, imar barışı adı altında yağmalanmasından vaz geçilmelidir. Yanan orman alanlarının ekosisteminin yenilenmesi için her türlü tedbir alınmalı, daha önce birçok örnekte gördüğümüz gibi bu alanların imara açılması engellenmelidir.

------------------------------      

GÜNÜN SÖZÜ: Bence çevre, ulusal güvenliğimiz kategorisine girdi. Kaynaklarımızın savunulması ülke savunması kadar önemlidir. Aksi halde savunmak için ne kalacak? (Robert Redford)

ÇİVİ

Muğlaspor Başkanı Erol Kapiz “Şehrin takımına sahip çık” kampanyası başlatmış. Arkadaşım “Herkes kendi takımına sahip çıksın” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))


Ekran Alıntısı.JPG


Ekran Alıntısı.JPG

radyo-1_2c406.jpgradyo-2_bc756.jpgradyo-3_4e6a6.jpg

 

MILAS

1-e1392026716167.png

2-e1392027888224.png

3-e1392027941568.png

haberihbargf.gif

reklamsabit-icasagi.gif

Kırsal Kalkınma Destekleri hakkında bilgilendirildiler
Başkan Tokat Eskişehir’de
“Ölmek istemiyoruz”
Zafer turnuvasına katılacaklar
Kazdağları’ndan sonra sıra Ilbıra Dağları’nda
Kamyonet kasasında çok sayıda göçmen yakalandı
Doğum gününden bir gün sonra kazada öldü
12’nci Karia, Karialılar ve Mylasa Sempozyumu başladı

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

ihbarhatti_bddec.jpg

İşaretli yazıyı okutmak için tıklayın. Günaydınmilas.com GSpeech