İşaretli yazıyı okutmak için tıklayın. Günaydınmilas.com GSpeech
MILAS
marketlerlogo2.png

twt-btn.pngfb-btn.png

icsayfa-statik-ustler-1.gif

anasayfadikeysagust-2.gif

 

videoana_246a7.png

giydirme1.gif

 

giydirmealt.gif

giydirmealt-2.gif

 
 
 
 
 
 

paylas2_0ca43.png
 
Duyarlılığını Göster Haberi Sen de Paylaş

TURKISH ICE CREAM’IN YAZILMAMIŞ HİKÂYESİ

(52 Duygu)
(46 Duygu)
(44 Duygu)
(41 Duygu)
(46 Duygu)
(40 Duygu)
(46 Duygu)
 

Sinankivanc.jpgAVUSTRALYA’DA İKİ KAHRAMAN YALANI
Geçtiğimiz günlerde vizyona giren Turkish Ice Cream filmi büyük beğeniyle karşılandı. Filmin kurgusu, oyunculuğu ile beğendiğim bir film oldu. Son derece önemli bir konuyu işleyen film, seçim atmosferinde yeterince ele alınmadı. Çıkış tarihini seçim sonrasına bırakabilirdi ya da seçim atmosferi oluşmadan önce vizyona girseydi daha iyi olurdu. Film hakkındaki haberlerin yapıldığı günlerde bende tamda bu konuyla ilgili bir makale hazırlıyordum. Film Avustralya’da iki Türk’ün Birinci Dünya Savaşı yıllarında yaşadığı olayları konu edinmiş.
Avustralya hakkında ilk bilgilerim orada yıllarca yaşamış bir arkadaşımın anlattıklarıdır. Coğrafya derslerimizden edindiğim bilginin yanı sıra ondan çok şey öğrendim. Yüksek Lisans tezimi yazarken keşfettiğim Avustralya arşivinden bugüne kadar çok faydalandım. Bildiriler hazırladım. Nihayetinde benim yolumda Avustralya’daki Türk Düşmanlığına rastladı. Kilometrelerce uzaklıktaki bu ada ülkesinde Düşman Türk kavramının nasıl ortaya çıktığını araştırdım.
Türkiye’de yıllarca iki Türk’ün Avustralya’da kahramanlık hikâyeleri yazılıyor. Birinci Dünya Savaşı’nda Avustralya’da yaşayan iki Türk, Avustralya’nın Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmesi sonrasında hükümete ültimatom mektubu göndermiş ve nihayetinde şehit olana kadar Avustralya’da saldırılar düzenlemişti. Turkish Ice Cream’da bu hikâye üzerinden senaryolaşmış, filmin girişinden de gerçek hikâye olduğu uyarısı eklenmiştir. Bu konu maalesef Avustralya tarihindeki ilk terör saldırısı olarak yerini almıştır. Geçen yıl katıldığım bir sempozyumda kıymetli bir hocamızla bu konu üzerinde uzun uzun sohbet etme fırsatı buldum. Yazılanlardan o kadar etkilenmiş ki benim o güne kadar bize anlatılardan yanlış olduğu ile ilgili elde ettiğim bilgileri paylaşınca çok şaşırdı. Onun tavsiyesi ile bende araştırmalarımı derinleştirdim.
Avustralya tarihine The Battle of Broken Hill, Borken Hill Savaşı olarak geçen olay hakkında birçok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalardan sadece birkaçı gerçekten olayı sorgularken, geri kalanı aynı yanılma üzerinden devam etmiştir. Avustralya arşivlerinde yaptığım kapsamlı araştırma da aslında işin hiç de öyle olmadığını günümüze kadar gelen kahramanlık hikâyesinin aktörlerinin Türk olmadığını gördüm.
Avustralya, Avrupa’dan maceraperest birçok insanın göç ettiği bir ada ülkesidir. Bu nedenle sadece İngiliz değil Avrupa’nın birçok ülkesinden buraya göç edenler olmuştur. Bunun yanı sıra İngiltere sömürgesindeki Afganlı ve Hintli Müslümanlarda bu maceranın bir parçası olmak için göç etmişlerdi. Avustralya’nın kıraç coğrafyasında develeriyle taşıma işini sahiplenen bu insanlar Avustralya’nın ilk kenar mahalleleri olan Ghantown denilen yerlerde yaşamışlardı. Bu tabloya bakıldığında Avustralya Birinci Dünya Savaşı öncesinde farklı dillerin ve dinlerin yaşadığı bir coğrafya haline gelmiştir. İngiltere Birinci Dünya Savaşı’na katılmasıyla sömürge topraklarından asker sağlamak için çalışmalara başlamıştı. Ancak Avustralya’da yaşayan insanlar kendilerine kilometrelerce uzaklıktaki bir savaşa katılmak için pekte gönüllü değillerdi. Bu coğrafyada yaşayan insanlar Avrupa’daki çekişmelerden çok uzaktaydı.
Avustralya’nın madenleri ile ünlü Broken Hill’de 1915 yılının ilk günü yaşanan saldırı bu bakışı değiştirmiştir. Broken Hill’de her yıl düzenlenen piknik için 1 Ocak 1915 tarihinde Silverton’a hareket eden tren yaklaşık on dakika sonra saldırıya uğramıştı. Saldırıda Broken Hill’in dini lideri de hayatını kaybedenler arasındaydı. Saldırı sonrasında tren Broken Hill istasyonuna geri dönmüştü. Saldırının kimler tarafından yapıldığı araştırılırken, görgü tanıkları tarafından tren rayları üzerinde Broken Hill’de dondurmacılıkla uğraşan ve Afgan olan Gül Muhammed’in dondurma arabasının olduğu üzerinde de kırmızı zemin üzerine hilal ve yıldızdan oluşan bir bayrağın asıldığı belirtilmişti. Bu durum saldırının Gül Muhammed tarafından yapıldığını göstermişti. Osmanlı İmparatorluğu bayrağı kabul edilen bayraklar Avustralya’ya savaş ilan edilmişti! Saldırıdan epey uzak bir noktada beyaz kayalar tepesinde sıkıştırılan Gül Muhammed’in yanında ise Molla Abdullah bulunmaktaydı.
Broken Hill’in Müslüman olan Ghantown’da imamlık yapan ve Hint asıllı Molla Abdullah, saldırı günü altmış yaşındaydı. Beyaz kayalarda sıkıştırılan iki saldırgan ile çatışma başlamıştı. Bir ara Gül Muhammed beyaz bayrak çekse de çatışma devam etmişti. Nihayetinde Molla Abdullah olay yerinde, Gül Muhammed ise hastanede hayatını kaybetmişti. Saldırganların cesetleri bir fabrikanın deposuna gömüldü. Bir maden kenti olan Broken Hill’de Almanlar da faaliyet gösterdiğinden kalabalık onların bir araya geldiği Alman Kulübüne saldırmışlardı. Broken Hill’de Türkler saldırdı haberi kısa sürede tüm Avustralya’ya yayılmıştı. Oysa saldırganlar Türk değildi ve Osmanlı İmparatorluğu sınırlarından değildi. Ancak Avustralya hükümeti, İngiltere adına asker sağlamak için iyi bir koz ele geçirmişti. Bu fırsatı kaçırmadı. Türklerin kilometrelerce uzaklıktaki Avustralya’ya saldırdığı propagandası başarılı oldu.
Saldırıdan yüz yıl sonra olayın gün yüzüne çıkarılması için Broken Hill Belediye Başkanı önemli bir çağrı yapmıştı. Oysa saldırı tutanakları ulusal güvenlik nedeniyle yıllarca saklanmış ve bir yangın ile yok olmuştur. Olayı aydınlatıcı belgeler böylesine bir yangına gitmesi günümüze kadar süren yanlışında nedeni olmuştu. Bu konuda elimizde kalan sınırlı sayıda ki belge üzerine yaptığımız araştırma da olayın hiçte anlatıldığı gibi olmadığı görülmektedir. İlk soru saldırganların silahları nereden bulduğu ile ilgiliydi. Saldırıdan birkaç gün önce Molla Abdullah İslami usullere göre hayvan kestiğinden ötürü para cezası almış ancak bu parayı ödeyememişti. Ancak o günlerde son derece pahalı sayılabilecek silah ve mühimmata para bulunmuştu.
Saldırı sonrasında birçok iddia ortaya atılmıştı. Bu iddialardan birisi de Gül Muhammed’in Osmanlı topraklarında savaştığıydı. Oysa bunu ispat edebilecek herhangi bir belge ya da tanık yoktur. Bu iki ismin Teşkilatı Mahsusa üyesi olduğu ise olay sonrasına Avustralya basını tarafından ortaya atılmıştı. Oysa Teşkilatı Mahsusa’nın Avustralya topraklarında faaliyet göstermemiş, hadi gösterdiğini kabul etsek de böylesine kışkırtıcı bir eyleme imza atmayacaktır. İddialar birbirini kovalamış; duruşma günü saldırgan cesetleri üzerinde inceleme yapan doktorlar saldırganların uyuşturucu madde etkisinde olduklarını belirtmişlerdi. Bu iddia son derece dikkat çekicidir. Çünkü saldırının yapıldığı yer ile beyaz kayalar arasındaki mesafeyi göz önüne alındığında bu mesafenin kat edilmesi imkânsızdır.
Avustralya’da yaşanan bu olay yeterince incelenip gerçekler gün yüzüne çıkmayınca düşman Türk olgusu etkin olmuştur. Türkiye’de bu olay bir kahramanlık olayı olarak ele alınınca günümüze kadar gelen yanlış pekişmiş durumdadır. Oysa Türkiye ile Avustralya ortak bir tarihe sahiptir. Bu ortak tarih üzerinden dostluk kurulabilir ve iki toplum bu ortak paydadan beslenmelidir. Çanakkale Zaferi’nde Avustralyalı askerler bu topraklarda savaşın değil barışın bir timsali olarak kalacaklardır.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere kalın sağlıcakla…


Ekran Alıntısı.JPG


Ekran Alıntısı.JPG

radyo-1_2c406.jpgradyo-2_bc756.jpgradyo-3_4e6a6.jpg

 

MILAS

1-e1392026716167.png

2-e1392027888224.png

3-e1392027941568.png

haberihbargf.gif

reklamsabit-icasagi.gif

ADM’den elektrik kesintisi uyarısı!
5 kilogramlık diaspor kristaliyle yakalandılar
Masterler gecesi 26 Haziran'da
Muğla arısı üreticinin elinde takip edilecek
Kabotaj Bayramı dolu dolu kutlanacak
Sünnet düğününde 350 pehlivan güreşti
Uyuşturucu şüphelileri serbest bırakıldı
Öğrenciler sordu, Çayırlı cevap verdi

* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem kullanılacaktır.

ihbarhatti_bddec.jpg

İşaretli yazıyı okutmak için tıklayın. Günaydınmilas.com GSpeech